Ramazan Şerbeti Nasıl Yapılır? Susuzluğu Gideren 3 Geleneksel Ramazan Şerbeti Tarifi
Ramazan ayının manevi atmosferiyle evlerimize giren huzur, iftar ve sahur sofralarında kurulan bereketli masalarla taçlanır. Gün boyu süren orucun ardından bedenin en çok ihtiyaç duyduğu şey şüphesiz ki sudur; ancak asitli ve hazır içecekler anlık bir ferahlık verse de susuzluğu gerçekten gidermez, aksine mideyi yorabilir. İşte tam bu noktada, yüzyıllardır süregelen köklü bir gelenek imdadımıza yetişir: Ramazan şerbeti. Hem göze hitap eden parlak renkleri, hem buram buram baharat kokusu hem de mideyi rahatlatan şifalı içeriğiyle bu içecekler, eski Ramazanların ruhunu günümüz sofralarına taşır. Hazır içeceklerin aksine, evde kendi ellerinizle hazırladığınız, içindeki her malzemeyi bildiğiniz bir bardak soğuk şerbet, tüm günün yorgunluğunu almak için birebirdir.

Gerçek Bir Ramazan Şerbeti Hazırlamanın Püf Noktaları
Lezzetli bir Ramazan şerbeti yapmak, sadece meyve ve şekeri suya atıp karıştırmaktan ibaret değildir. Osmanlı mutfağından günümüze miras kalan bu içeceklerin sırrı, aromaların dengesinde ve sabırda gizlidir.
Öncelikle şerbet yapımında kullanacağınız baharatların (çubuk tarçın, karanfil, kakule) tazeliği çok önemlidir. Baharatlar, şerbete o karakteristik derinliği verir. Ancak karanfilin baş kısmını kırarak kullanmak veya gereğinden fazla bekletmek şerbetin tadını acılaştırabilir; bu yüzden demleme süresine sadık kalmak gerekir. Bir diğer önemli nokta ise tencere seçimidir. Meyve asitlerinin metal tadıyla karışmaması ve şerbetin o berrak rengini koruması için mutlaka kaliteli çelik tencereler veya emaye kaplar tercih edilmelidir. Şerbet kaynatıldıktan sonra mutlaka oda sıcaklığına gelmesi beklenmeli, ardından buzdolabında iyice soğutulmalıdır. Soğuk zinciri kırmamak, şerbetin lezzetinin oturmasını sağlar.
1. Ramazan Sofralarının En Renklisi Mor Reyhan Şerbeti Tarifi
Reyhan şerbeti, rengiyle görenleri büyüleyen, yapımı en zahmetsiz ama sonucu en etkileyici olan tariflerden biridir. Başlangıçta koyu mor olan renginin, içine limon tuzu veya limon suyu girdiğinde sihirli bir şekilde yakut kırmızısına dönüşmesi, sunumda harikalar yaratır. Reyhanın ferahlatıcı etkisi, iftardaki harareti anında keser.
Malzemeler:
Hazırlanışı:
Reyhanları güzelce yıkayın ancak yapraklarını zedelememeye özen gösterin. Geniş bir cam kaseye veya ısıya dayanıklı bir sürahiye reyhanları saplarıyla birlikte alın. Üzerine şekeri, limon tuzunu (veya limon suyunu), tarçını ve karanfili ekleyin. Karışımın üzerine kaynar suyu dökün.
Burada en önemli detay, reyhanı kaynatmamaktır. Çay demler gibi, sıcak suyun içinde aromasını ve rengini salmasını beklemelisiniz. Karışımın ağzını bir kapakla kapatın ve oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Su soğudukça rengin mora, ardından limonu iyice yedikçe parlak bir pembeye/kırmızıya döndüğünü göreceksiniz. Soğuyan şerbeti ince delikli bir süzgeçten veya tülbentten geçirerek süzün. Buzdolabında en az 2 saat dinlendirin.

2. Susuzluğu Kesen Ramazan Demirhindi Şerbeti
"Padişah İçeceği" olarak da bilinen Demirhindi, Osmanlı saray mutfağının en kıymetli şerbetlerinden biridir. Mayhoş tadı ve içerdiği 40 çeşit baharatın uyumuyla tam bir enerji deposudur. Özellikle sahurda tüketildiğinde gün boyu susuzluk hissini minimuma indirmesiyle bilinir.
Malzemeler:
Hazırlanışı:
Demirhindi meyvesini (kabukluysa ayıklayıp) akşamdan 1 litre suyun içine koyun ve bir gece bekletin. Bu işlem meyvenin yumuşamasını ve özünü suya vermesini sağlar. Ertesi gün yumuşayan meyveleri elinizle mıncıklayarak çekirdeklerinden ayırın ve püre haline gelmesini sağlayın.
Bu püreyi, geceden beklettiğiniz su ve ekleyeceğiniz 1 litre taze su ile birlikte derin bir tencereye alın. İçine tarçın, karanfil, zencefil, anason ve şekeri ekleyin. Orta ateşte kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra altını kısın ve yaklaşık 20-25 dakika tıngırdatın. Ocaktan aldıktan sonra ılımasını bekleyin. Ilıyan şerbeti tortusundan arındırmak için temiz bir tülbentten süzün. Bu şerbet bekledikçe güzelleşir; bu nedenle servis etmeden bir gün önce yapılması tavsiye edilir.

3. İftar Sonrası Mideyi Rahatlatan Şekersiz Kızılcık Şerbeti
Ramazan ayında tatlı tüketimi arttığı için içeceklerde şekeri azaltmak isteyenler veya daha hafif, mayhoş tatlar arayanlar için idealdir. Kızılcık, sindirim sistemini destekleyen yapısıyla iftar sonrası oluşan şişkinliği almaya yardımcı olur. Bu tarifte rafine şeker yerine bal veya meyvenin kendi tadını kullanacağız.
Malzemeler:
Hazırlanışı:
Kızılcıkları yıkayıp tencereye alın. Üzerine suyu, tarçını ve kakuleyi ekleyin. Kızılcıklar iyice yumuşayıp rengini suya verene kadar, yaklaşık 20-25 dakika kaynatın. Rengin daha berrak olması için kaynama esnasında yüzeyde oluşan köpükleri bir kevgir yardımıyla alın.
Tencereyi ocaktan indirin ve süzgeçten geçirin. Posa kısmını kaşığın tersiyle ezerek tüm lezzetin şerbete geçmesini sağlayın. Şerbet oda sıcaklığına geldiğinde (yaklaşık 40-45 derece), damak tadınıza göre balı veya pekmezi ekleyip eriyene kadar karıştırın. Balı kaynar suya eklememek, besin değerini korumak açısından önemlidir. Bol buz ile servis yapın.
Ramazan Şerbeti Sunumu İçin Şık ve Geleneksel Öneriler
Ramazan şerbeti sadece lezzetiyle değil, sunumuyla da sofranın baş tacıdır. Ozon şeffaflığındaki kristal sürahilerde veya ince belli cam karaf setlerinde sunulan renkli bir şerbet, en sade sofrayı bile bir ziyafete dönüştürür.
Gelenekleri yaşatmanın huzuru ve el emeği lezzetlerin verdiği mutlulukla, sofranızdan bereket eksik olmasın. Serin, şifalı ve lezzet dolu bir Ramazan dileriz.
Ramazan Şerbetini Uzun Süre Saklamanın Yolları
Ev yapımı Ramazan şerbeti, koruyucu katkı maddesi içermediği için market ürünleri kadar uzun ömürlü olmayabilir; ancak doğru saklama yöntemleriyle tazeliğini Ramazan boyunca korumak mümkündür. Emek vererek hazırladığınız o kıymetli içeceğin kısa sürede bozulmasını veya dolap kokusunu çekmesini istemezsiniz.
Şerbeti saklamanın en sağlıklı ve güvenilir yolu cam materyal kullanmaktır. Plastik şişeler hem tadı değiştirebilir hem de asitli meyvelerle reaksiyona girebilir. Şerbet oda sıcaklığına geldikten sonra, vakumlu kapağı olan cam kavanozlara veya karaf setlerine doldurularak ağzı sıkıca kapatılmalıdır. Hava ile teması kesilen şerbet, buzdolabında 3-4 gün boyunca tazeliğini ve aromasını muhafaza eder.
Eğer şerbeti daha uzun süre saklamak istiyorsanız, pratik bir "konsantre" yöntemi uygulayabilirsiniz. Şerbeti normalden daha az suyla, yoğun bir kıvamda hazırlayıp buz kalıplarına dökerek dondurucuya atın. İftar veya sahur vakti geldiğinde, bir sürahi suya bu donmuş "Ramazan şerbeti küplerinden" atarak anında taze şerbetinizi hazırlayabilirsiniz. Bu yöntem, ani gelen misafirler için de hayat kurtarıcıdır.
Ramazan Sofralarının Vazgeçilmez İkilisi: Şerbet mi, Hoşaf mı?
Ramazan ayında en çok karıştırılan iki lezzet: Şerbet ve Hoşaf. Her ikisi de Osmanlı mutfağının baş tacıdır ancak sunumları ve tüketim şekilleri tamamen farklıdır. Bu farkı bilmek, sofranızda hangi bardağı veya kaseyi kullanacağınızı seçmenize yardımcı olur.
Şerbet, meyve ve baharatların özünü suya bıraktığı, posasından süzülerek elde edilen berrak bir "içecektir". Dolayısıyla ayaklı kadehlerde veya geniş ağızlı meşrubat bardaklarında servis edilir. Hoşaf (Farsça "Hoş-Ab", yani "Tatlı Su") ise genellikle kuru meyvelerle (kuru üzüm, kayısı, incir) yapılan ve meyve taneleriyle birlikte tüketilen bir "yemektir". Hoşaf, taneli olduğu için bardakla değil, derin kaseler (komposto kaseleri) ve kaşıkla servis edilir.
Sindirim açısından bakıldığında; eğer iftar menünüzde pilav, makarna gibi kuru gıdalar ağırlıktaysa, yanına sulu bir eşlikçi olarak taneli Ramazan hoşafı çok yakışır. Ancak daha sulu ve sebzeli yemeklerin olduğu bir menüde, mideyi şişirmemek adına süzülmüş, ferah bir Ramazan şerbeti tercih etmek daha dengeli bir seçim olacaktır. Her iki lezzet de bu ayın bereketini simgeler.
















