İftarda Ne Yenir? Mideyi Yormayan En Lezzetli İftar Yemekleri ve Menü Önerileri

8 Dakika Okuma Süresi

İftarda Ne Yenir? Mideyi Yormayan En Lezzetli İftar Yemekleri ve Menü Önerileri

Bu İçerikte Neler Var?
İftar Sofrasının Olmazsa Olmazı İftariyelikler
Hurma ve Ceviz İkilisi
Zeytin ve Peynir Tabağı
Pastırma ve Tereyağı
Kuru Kayısı ve İncir (Gün Kurusu)
İçi Isıtan İftar Çorbaları
Yayla Çorbası
Doyurucu İftar Yemekleri
Fırında Köfte Patates
Ağızları Tatlandıran Hafif İftar Tatlıları

Ramazan ayının en tatlı telaşı şüphesiz "Bugün iftara ne pişirsem?" sorusuyla başlar. Bütün gün aç kalan vücudu ödüllendirmek isterken, bir yandan da mideyi yormayacak dengeli bir sofra kurmak gerekir. İftar sofraları sadece doyurucu değil, aynı zamanda göz alıcı ve sağlıklı olmalıdır.

Sizler için iftariyeliklerden çorbalara, ana yemeklerden o meşhur tatlılara kadar hem geleneksel hem de pratik seçenekleri bir araya getirdik.

İftar Sofrasının Olmazsa Olmazı İftariyelikler

Orucu açtığımız o ilk an, midenin en hassas olduğu zamandır. Direkt ağır yemeklere saldırmak yerine, kan şekerini yavaşça yükselten ve sindirim sistemini "uyanmaya" hazırlayan iftariyelikler hayati önem taşır. İşte sofranızdan eksik etmemeniz gereken o minik lezzetler.

Hurma ve Ceviz İkilisi

Hurma, iftarın değişmez sembolüdür ve bunun bilimsel bir sebebi vardır. İçerdiği doğal şeker ve lifler sayesinde, gün boyu düşen kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltir. Orucu bir adet hurma ile açmak, beyne "doymaya başladık" sinyalini göndermenin en sağlıklı yoludur.

Yanına ekleyeceğiniz iki parça ceviz içi ise, hurmanın tatlılığını kırarken ihtiyaç duyduğunuz Omega-3 yağ asitlerini sağlar. Bu ikili, mideyi ana yemeğe hazırlarken tokluk hissinin de daha hızlı oluşmasına yardımcı olur.

Servis Tabağı

Zeytin ve Peynir Tabağı

Tuzlu bir başlangıç arayanlar için zeytin ve peynir, Türk kahvaltı kültürünün iftar sofrasına yansımasıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, gün boyu susuz kalan vücudu daha da zorlamamak için az tuzlu zeytin ve peynirleri tercih etmektir.

Siyah zeytinin iştah açıcı aroması ile beyaz peynirin protein deposu yapısı, boş mideye ilaç gibi gelir. Üzerine biraz zeytinyağı ve kekik gezdirilmiş bir peynir tabağı, hem gözü doyurur hem de mide astarını koruyarak hazımsızlığı önler.

Pastırma ve Tereyağı

Özellikle Kayseri ve Kastamonu mutfağının vazgeçilmezi olan pastırma, iftar sofralarına lüks bir dokunuş katar. Sıcak pide veya tırnak pidesinin arasına konulan bir dilim pastırma ve az miktar tereyağı, ısının etkisiyle eriyerek damakta inanılmaz bir lezzet patlaması yaratır.

Bu ikili biraz ağır gibi görünse de, iftariyelik olarak tadımlık (1-2 dilim) tüketildiğinde iştahı açar. Pastırmanın çemenindeki baharatlar metabolizmayı hafifçe hızlandırırken, tereyağı gün boyu enerjisiz kalan vücuda hızlı bir güç takviyesi yapar.

Kuru Kayısı ve İncir (Gün Kurusu)

Sindirim sistemini çalıştırmanın en doğal yolu, lif oranı yüksek kuru meyvelerden geçer. İftarda yenilen bir adet gün kurusu kayısı veya kuru incir, bağırsak hareketlerini düzenleyerek Ramazan'da sıkça yaşanan kabızlık sorununu baştan engeller.

Tatlı krizini daha yemeğin başında kesen bu meyveler, aynı zamanda potasyum deposudur. Kayısıların arasına birer badem veya fındık sıkıştırarak hem sunumu şıklaştırabilir hem de besin değerini artırabilirsiniz.

Ramazanda İftarda Ne Yenir?

İçi Isıtan İftar Çorbaları

Mideyi ana yemeğe hazırlamanın en sıcak yolu, dumanı tüten bir kase çorbadan geçer. "İftarda ne yenir" sorusunun ilk cevabı her zaman çorbadır çünkü sıvı kaybını telafi eder ve mideyi yumuşatır. İşte kaşık kaşık şifa dağıtan seçenekler.

Süzme Mercimek Çorbası

İftar sofralarının "kralı" tartışmasız mercimek çorbasıdır. Hem yapımı pratik hem de besleyiciliği yüksek olan bu çorba, gün boyu boş kalan mideye en nazik dokunuşu yapar. İçine sıkılan bol limonla C vitamini deposuna dönüşür.

Kıvamı iyi tutturulmuş, tereyağlı ve naneli sosla servis edilen bir mercimek çorbasına "hayır" diyecek çok az kişi vardır. Gaz yapmaması için pişirirken içine bir tutam kimyon eklemek veya patatesle kıvamını bağlamak, lezzetini bir üst seviyeye taşır.

Yayla Çorbası

Ferahlatıcı tadıyla bilinen yayla çorbası, özellikle sıcak günlere denk gelen iftarlarda veya ağır ana yemeklerin öncesinde mükemmel bir dengeleyicidir. Yoğurdun probiyotik etkisi sindirimi rahatlatırken, içindeki pirinçler tokluk hissi verir.

Üzerine yakılan kuru naneli sos, yayla çorbasının imzasıdır. Mide yanması veya ekşimesi gibi problemler yaşıyorsanız, yumuşak içimiyle yayla çorbası midenizdeki yangını söndürecek en iyi alternatiftir.

Ezogelin Çorbası

Mercimeğin daha baharatlı, bulgurlu ve pirinçli versiyonu olan Ezogelin, tek başına bile doyurucu bir başlangıçtır. Geleneksel Türk mutfağının bu kadim çorbası, içerdiği tahıllar sayesinde kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltir.

Bol nane, pul biber ve sarımsakla zenginleşen aroması, iştahı kapalı olanları bile sofraya çeker. Eğer ana yemekte daha hafif sebze yemekleri varsa, başlangıcı bu dolgun ve besleyici çorbayla yapmak enerji dengesini sağlar.

Kaşarlı Domates Çorbası

Hafif ekşiliği ve kremamsı dokusuyla domates çorbası, iftar menülerinin modern ve şık yüzüdür. Mevsiminde domateslerle veya iyi bir salçayla yapıldığında, hem hafif hem de lezzetli bir başlangıç sunar.

Bu çorbanın olmazsa olmazı, üzerine eklenen rendelenmiş kaşar peyniri ve kıtır ekmeklerdir. Sıcak çorbanın içinde eriyen kaşar peyniri, her kaşıkta uzayarak hem göze hem damağa hitap eder. Mideyi yormadan iştahı açmak için ideal bir tercihtir.

Ramazanda İftarda Ne Yenir?

Doyurucu İftar Yemekleri

Çorbalar içildi, sıra geldi asıl meseleye. İftar yemekleri, günün ödülü niteliğindedir. Hem göze hitap etmeli, hem doyurmalı hem de "bunu yemeye değdi" dedirtmelidir. İşte etlisinden sebzelisine garantili ana yemekler.

Hünkar Beğendi

Osmanlı saray mutfağının bu mirası, iftar davetlerinin en ağır toplarından biridir. Közlenmiş patlıcanın beşamel sos ve kaşarla buluştuğu yumuşacık yatağın üzerine konulan kuşbaşı etler, damakta unutulmaz bir tat bırakır.

Zahmetli gibi görünse de lezzeti tüm yorgunluğa değer. Patlıcanın isli tadı ile etin uyumu o kadar güçlüdür ki, yanına ekstra bir pilav veya garnitür gerektirmez. Misafirlerinizi etkilemek istiyorsanız bu yemek tek başına yeterlidir.

Fırında Köfte Patates

Klasiklerden şaşmayanlar ve riske girmek istemeyenler için fırında köfte patates, iftarın kurtarıcısıdır. Hem çocukların hem de büyüklerin severek yediği bu yemek, fırında piştiği için kızartmaya göre çok daha hafif ve sağlıklıdır.

Köftelerin kurumaması için domatesli ve biberli hafif bir sosla fırınlamak, yemeğin suyuna ekmek banma keyfini de beraberinde getirir. Yanına yapılacak bir pirinç pilavı ve cacıkla, Türk mutfağının en sevilen üçlüsünü tamamlamış olursunuz.

Karnıyarık

Patlıcan ve kıymanın efsanevi buluşması karnıyarık, iftar sofralarının "olmazsa olmaz" listesinde ilk 3'tedir. İyi kızarmış, içi bol kıymalı harçla doldurulmuş ve fırında sosuyla özleşmiş bir karnıyarık, kokusuyla tüm evi sarar.

Yanına tane tane dökülen tereyağlı bir pirinç pilavı eklendiğinde, bu menüye hayır diyebilecek kimse yoktur. Patlıcanları yağda kızartmak yerine fırça ile yağlayıp fırınlarsanız, iftar sonrası ağırlık çökmesini engelleyen daha hafif bir versiyon elde edebilirsiniz.

Pilav Tencereleri

Tas Kebabı

Lokum gibi pişmiş dana eti, patates, havuç ve bezelye ile birleştiğinde ortaya çıkan tas kebabı, tam bir esnaf lokantası klasiğidir. Sulu yemek sevenler için en doyurucu alternatiflerden biridir ve ekmek banılarak yenmesi makbuldür.

Eti kısık ateşte uzun süre pişirmek, bu yemeğin en önemli püf noktasıdır. Yanına yapılacak bir patates püresi veya bulgur pilavı ile servis edildiğinde, hem protein hem de karbonhidrat açısından dengeli ve çok doyurucu bir iftar tabağı sunar.

İslim Kebabı (Kürdan Kebabı)

Sunumuyla sofraya şıklık katan İslim kebabı, patlıcan şeritlerinin köfteyi bohça gibi sarmasıyla yapılır. Üzerine batırılan kürdan, domates ve biber süslemesiyle servis tabağında bir sanat eseri gibi durur.

Görsel şöleninin yanı sıra lezzeti de garantidir. Patlıcan ve köftenin uyumu, üzerine gezdirilen domates sosuyla taçlanır. Porsiyonluk servis edildiği için özellikle kalabalık misafir sofralarında servisi kolaylaştırır ve herkesin tabağında eşit bir lezzet olmasını sağlar.

Ali Nazik

Gaziantep mutfağının bu enfes lezzeti, sarımsaklı süzme yoğurt ve köz patlıcan karışımının üzerine konulan kıymalı veya kuşbaşı etli harçtan oluşur. Hünkar Beğendi'nin daha ferah ve yoğurtlu kardeşi diyebileceğimiz bu yemek, iftar için mükemmeldir.

Sıcak et ile soğuk yoğurtlu patlıcanın buluşması, damakta harika bir tezat yaratır. Yoğurt içerdiği için sindirimi rahattır ve mideyi diğer ağır et yemekleri kadar yormaz. Üzerine gezdirilen tereyağlı pul biber sosu ise son dokunuşu yapar.

Ramazanda İftarda Ne Yenir?

Ağızları Tatlandıran Hafif İftar Tatlıları

Yemeğin üzerine gelen o tatlı krizi kaçınılmazdır. Ancak şerbetli ağır tatlılar yerine, sütlü veya meyveli hafif seçenekler iftar sonrası için çok daha uygundur. İşte suçluluk hissetmeden yiyebileceğiniz kapanış lezzetleri.

Güllaç

Ramazan denince akla gelen ilk tatlı şüphesiz Güllaç'tır. İncecik mısır nişastası yufkalarının, şekerli süt ve gül suyu ile ıslatılmasıyla yapılan bu tatlı, adeta bu ayın simgesidir.

Bol ceviz, fıstık ve nar taneleriyle süslenen Güllaç, o kadar hafiftir ki mideyi asla rahatsız etmez. Gül suyunun ferahlatıcı aroması ve sütün yumuşaklığı, iftar yemeğinin üzerine yenebilecek en zarif ve dengeli tatlıyı oluşturur.

Fırın Sütlaç

Sütlü tatlıların en sevileni fırın sütlaç, üzerindeki o yanık kabuğuyla iştah kabartır. Toprak kaplarda pişirilip servis edildiğinde hem geleneksel bir hava katar hem de lezzetini uzun süre korur.

Kıvamı ne çok sulu ne de çok katı olmalıdır; kaşığa geldiğinde hafifçe titremelidir. Fırın sütlaç, protein ve kalsiyum içeriğiyle besleyici bir tatlıdır ve şerbetli tatlılara göre kan şekerini daha dengeli yükseltir.

Trileçe

Son yıllarda iftar sofralarının vazgeçilmezi haline gelen Trileçe, "üç sütlü" anlamına gelen yapısıyla kek ve sütün muhteşem uyumunu sunar. Sünger gibi sütü çeken keki ve üzerindeki karamel sosuyla modern bir klasiktir.

Karamel soslu, frambuazlı veya hindistan cevizli çeşitleriyle her damağa hitap eder. Soğuk servis edildiği için, ağır bir iftar yemeğinden sonra damağı temizler ve ferahlatır. Hafif yapısı sayesinde bir dilim asla yetmez.

Kek ve Pasta Takımları

Şekerpare

"İlla şerbetli tatlı olsun ama baklava kadar da yormasın" diyenler için Şekerpare en doğru tercihtir. İrmikli hamurunun ağızda dağılan yapısı ve şerbeti tam kıvamında çekmesiyle Türk mutfağının demirbaşlarındandır.

Ortasına konulan bir fındık veya bademle lezzeti taçlanan şekerpare, yanında bir bardak çay ile iftar sonrası sohbetlerinin en iyi eşlikçisidir. Baklavaya göre yapımı çok daha kolay, lezzeti ise en az onun kadar tatmin edicidir.

Kabak Tatlısı

Lif kaynağı bal kabağından yapılan bu tatlı, iftar sonrası için en sağlıklı ve hafif seçeneklerden biridir. Kendi suyu ve şekeriyle ağır ağır pişen kabaklar, üzerine bol tahin ve ceviz döküldüğünde bir lezzet bombasına dönüşür.

Tahin, susam yağından gelen zenginliğiyle tatlının lezzetini dengelerken, ceviz kıtırlık katar. Meyve bazlı olduğu için sindirimi kolaydır ve mide şişkinliği yaratmaz. Tatlı krizini en masum şekilde çözmek isteyenler için idealdir.

Revani

Sünger gibi dokusuyla şerbeti içine hapseden, Osmanlı'dan günümüze gelen bir lezzet: Revani. İçindeki irmik sayesinde dokulu bir yapıya sahip olan bu tatlı, şerbetli olmasına rağmen yoğurt kullanıldığı için hafif bir ekşiliğe ve ferahlığa sahiptir.

Üzerine Hindistan cevizi veya Antep fıstığı serpilerek servis edilir. Bazı yörelerde yanına kaymak veya bir top dondurma eklenerek lezzeti dengelenir. Hem bereketi hem de lezzetiyle kalabalık iftar sofralarının kurtarıcısıdır.

Sahurda Kızartma Keyfi Yapıp Kokusuz Uyanmanın Etkili Yolları
Önceki Yazı
Sahurda Kızartma Keyfi Yapıp Kokusuz Uyanmanın Etkili Yolları
Evde Fırında Satılanlar Gibi Yumurtalı Ramazan Pidesi Tarifi
Sonraki Yazı
Evde Fırında Satılanlar Gibi Yumurtalı Ramazan Pidesi Tarifi