Reflüsü Olanlar İftarda ve Sahurda Hangi Yiyeceklerden Uzak Durmalı?
Ramazan ayı, manevi huzurun zirveye ulaştığı, sevdiklerimizle bereketli iftar sofralarını paylaştığımız yılın en özel dönemidir. Ancak mide rahatsızlığı olanlar, özellikle de gastroözofageal reflü (mide asidinin yemek borusuna geri kaçması) şikayeti yaşayanlar için bu uzun açlık saatleri ve ardından gelen büyük öğünler oldukça zorlayıcı olabilir. Gün boyu boş kalan midenin asit dengesinin değişmesi ve iftar topunun patlamasıyla birlikte aniden tüketilen ağır yemekler, mide kapakçığını zorlayarak göğüste ciddi bir yanma, ekşime ve boğazda acı bir tat bırakabilir. Oruç ibadetini mide ağrıları çekmeden, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde yerine getirebilmek için tüketilen gıdalara ekstra özen göstermek şarttır.
Reflüsü Olanlar Hangi Yiyecekleri İftarda ve Sahurda Yememeli?
Oruç tutarken mide boşalma süresi ve asit üretim mekanizması tamamen değişir. İftar sofralarının o cezbedici zenginliği ve sahurda tok tutsun diye yapılan yanlış tercihler, yemek borusu ile mide arasındaki alt özofagus sfinkteri adı verilen kasın (mide kapakçığı) gevşemesine yol açar. Bu kapakçık gevşediğinde veya mide içi basınç aniden arttığında, sindirime yardımcı olan yakıcı mide asidi yukarı doğru kaçarak reflü ataklarını başlatır. Bu atakları engellemenin en temel kuralı, mideyi yoran ve asit salgısını aniden artıran spesifik gıdalardan uzak durmaktır. İftarda ve sahurda reflüsü olanların uzak durması gereken yiyecekler şunlardır:
Aşırı Yağlı Gıdalar ve Kızartmalar
Yağlı yiyecekler, insan sindirim sisteminde en geç parçalanan ve midede en uzun süre kalan gıdalardır. Mide, bol yağlı bir öğünü sindirebilmek için ekstra efor sarf eder ve normalden çok daha fazla asit üretir. Üstelik yağlı besinlerin midede kalış süresi uzadıkça, mide kapakçığının üzerindeki baskı da artar.
Özellikle sahurda tüketilen patates kızartması, börek, poğaça veya yağda pişmiş sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleri reflü hastaları için adeta saatli bombadır. Sahurdan kısa bir süre sonra uykuya geçildiği için, midede sindirilmeyi bekleyen bu yağlı yiyecekler yerçekiminin de etkisini kaybetmesiyle yemek borusuna çok daha kolay kaçar. İftarda ise yağlı koyun eti, kuyruk yağı ile yapılmış yemekler veya ağır tereyağlı pilavlar mide yanmasını başlatır.
Yoğun Salçalı, Baharatlı ve Acı Yemekler
Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmezi olan bol salçalı ve baharatlı sulu yemekler, maalesef reflü hastalarının en büyük düşmanlarındandır. Salçanın yapım aşamasında geçirdiği fermantasyon ve içeriğindeki asidik yapı, boş bir mideye girdiğinde doğrudan tahriş edici etki yaratır. Bunun yanında acı pul biber, karabiber, isot gibi baharatlar içerdikleri 'kapsaisin' maddesi nedeniyle yemek borusunun zaten hassaslaşmış olan iç yüzeyini (mukozayı) doğrudan yakar.
İftarda uzun süren açlığın ardından mideye ilk giren yemeğin bol acılı ve salçalı bir çorba olması, midenin iç astarında spazmlara neden olabilir. Baharatlar mide kapakçığını doğrudan gevşetmese de, temas ettikleri dokudaki hassasiyeti artırarak yanma hissini iki katına çıkarırlar.
Asitli İçecekler ve Hazır Meyve Suları
Ramazan ayında iftar sofralarında soğuk içecek tüketimi çok artar. Ancak kola, gazoz, maden suyu gibi karbonatlı (gazlı) içecekler reflüyü birden fazla mekanizmayla tetikler. Birincisi, bu içecekler zaten doğaları gereği asidiktir. İkincisi, içerdikleri karbondioksit gazı midede genişleyerek büyük bir basınç yaratır. Bu gaz basıncı, mide kapakçığını adeta içeriden zorlayarak açılmaya iter ve asidin yukarı fışkırmasına zemin hazırlar.
Hazır meyve suları ise (özellikle portakal, vişne, greyfurt gibi sitrik asit içerenler) midenin asit yükünü anında artırır. Yemek borusundaki tahrişi şiddetlendirir ve yutkunurken bile göğüs kafesinin arkasında bir yanma hissi bırakır.
Koyu Çay, Kahve ve Kafein İçeren İçecekler
Toplum olarak iftardan hemen sonra demli bir çay içmek veya sahurda uyanık kalmak için kahve tüketmek en büyük alışkanlıklarımızdandır. Ancak kafein, alt yemek borusu sfinkterini (mide kapakçığını) en hızlı gevşeten maddelerin başında gelir. Kapakçık gevşediğinde, midedeki yiyeceklerin ve asidin yukarı kaçması için kapı sonuna kadar açılmış olur.
Ayrıca kafein, mide asidinin (hidroklorik asit) salgılanmasını doğrudan uyarır. Sahurda içilen 2-3 bardak koyu çay veya bir fincan Türk kahvesi, siz uykuya daldıktan sonra midenizin adeta bir asit fabrikası gibi çalışmasına neden olur. Sabah uyandığınızda ağzınızda hissettiğiniz o acı ve ekşi suyun bir numaralı sorumlusu genellikle gece tüketilen kafeindir.

Ağır Şerbetli ve Yağda Kızaran Hamur Tatlıları
Baklava, tulumba, lokma, şekerpare gibi Türk mutfağının şahane ama bir o kadar da ağır tatlıları, reflü hastaları için tehlikeli bir kombinasyon sunar: Yoğun karbonhidrat, aşırı şeker ve yüksek yağ. Bu üçlü, midede çok yoğun bir osmotik basınca neden olur ve sindirimi inanılmaz derecede yavaşlatır.
Mide, bu yoğun kütleyi sindirebilmek için saatlerce kasılır ve asit pompalar. İftarda ana yemeğin hemen üzerine tüketilen bu tür ağır tatlılar, mideyi adeta bir balon gibi gerer. Mide hacmi sınırlarına ulaştığında, içerideki basıncı azaltmanın tek yolu asidin ve yiyeceklerin yemek borusuna doğru geri tepmesidir.
Çiğ Soğan, Sarımsak ve Domates
Soğan ve sarımsak, yemeklerimize lezzet veren harika antioksidanlar olsalar da, çiğ olarak tüketildiklerinde içerdikleri fermente olabilen lifler (FODMAP'ler) nedeniyle midede ve bağırsaklarda aşırı gaz üretimine neden olurlar. Midede biriken bu gaz, geğirme ihtiyacını artırır ve her geğirme eyleminde mide kapakçığı açılarak bir miktar asidin yemek borusuna kaçmasına yol açar.
Domates ise, özellikle kabuklu ve çiğ tüketildiğinde (örneğin sahurdaki söğüş tabaklarında veya iftardaki çoban salatada) yüksek asit içeriği olan (malik ve sitrik asit) bir sebzedir. Sık tüketildiğinde yemek borusu dokusunu tahriş edebilir.
Nane ve Naneli Gıdalar
Toplum arasında nane limon kaynatmanın mideye iyi geldiği yönünde yaygın ama reflü hastaları için çok tehlikeli bir yanılgı vardır. Nane, içeriğindeki mentol sayesinde kasları gevşetici bir özelliğe sahiptir. Bu gevşetici etki maalesef mide ile yemek borusu arasındaki koruyucu kapağı da etkiler.
Mentol, o kapakçığı felç etmiş gibi gevşetir. İftardan sonra hazımsızlığa iyi gelsin diye içilen nane çayları, yemeklerin üzerine yenen naneli şekerler veya salatalara doğranan bolca taze nane, reflü atağını doğrudan başlatacak tetiği çeker.
Çikolata ve Kakao Oranı Yüksek Besinler
Çikolata, reflüsü olan bir kişinin uzak durması gereken hemen hemen tüm kötü özellikleri tek bir pakette sunar. Hem yüksek oranda yağ içerir hem kafein barındırır hem de içinde "teobromin" adı verilen, mide kapakçığını gevşettiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir bileşik bulunur.
Özellikle bitter çikolatanın sağlıklı olduğu düşünülse de, kakao oranı arttıkça teobromin ve kafein oranı da artacağından, reflü hastaları için sütlü çikolatadan bile daha tetikleyici olabilir. Sahurda çikolatalı ezmeler veya iftarda çikolatalı tatlılar tüketmek göğüs yanmasını kaçınılmaz kılar.
İftar ve Sahur Arası Mideyi Rahatlatan Yaşam Tarzı Kuralları
Reflü ataklarını önlemek sadece yediğiniz gıdaları seçmekle bitmez; yiyecekleri nasıl ve ne zaman tükettiğiniz de en az gıda seçimi kadar önemlidir. İftar ve sahur arasındaki o dar zaman diliminde uygulayacağınız birkaç basit yaşam tarzı kuralı, midenizi inanılmaz derecede rahatlatacaktır.
Oruçluyken mide yanmasına ne iyi gelir?
Oruçlu iken ilaç veya su alamayacağınız için yanmayı anında kesmek zordur. Bu nedenle koruma sahurda başlamalıdır. Sahurda yulaf ezmesi, muz, haşlanmış yumurta gibi düşük asitli gıdalar tüketmek gün içindeki mide yanmasını büyük ölçüde önler. Ayrıca gün içinde dik durmaya özen göstermek ve beli sıkan dar kıyafetler giymemek karın içi basıncı azaltacağı için yanmayı hafifletir.
Sahurda süt içmek reflüyü tetikler mi?
Soğuk süt içildiğinde boğazı ve mideyi o an için serinletip rahatlatır ancak bu geçici bir histir. Sütün içindeki kalsiyum ve yüksek yağ oranı (eğer tam yağlıysa), midenin ilerleyen saatlerde daha fazla asit üretmesini uyarır. Bu asit ribaund (geri tepme) etkisi yaratır. Sahurda süt tüketilecekse mutlaka laktozsuz ve yarım yağlı olanlar tercih edilmeli veya badem sütü, yulaf sütü gibi bitkisel sütler kullanılmalıdır.
Reflüsü olanlar iftara nasıl başlamalı?
Reflüsü olanlar iftarı buz gibi soğuk olmayan, oda sıcaklığında 1 bardak su ve 1 adet hurma ile açmalıdır. Ardından domates salçası, krema ve baharat içermeyen (örneğin ilikli kemik suyuna yapılmış şehriye veya kabak çorbası gibi) ılık bir çorba içilmelidir. Çorbadan sonra mideye 10-15 dakika dinlenme süresi vermek, midenin ana yemeğe hazırlanması ve asit şoku yaşamaması için altın değerindedir.

Muz ve elma reflüye iyi gelir mi?
Evet, muz ve tatlı elma reflü diyeti için harika meyvelerdir. Muz, doğal bir antiasit gibi çalışır, mide iç yüzeyini kaplayarak asidin tahriş edici etkisini azaltır. Tatlı kırmızı elma (ekşi yeşil elma değil) da yüksek lif oranıyla sindirimi kolaylaştırır. Sahurda veya iftardan sonra güvenle tüketilebilirler.
















